Ergence Köyü

GİRESUN

Ergence Köyü

GİRESUN

5 Şubat 2016 Cuma

Giresun Fındığı İçin Büyük Adım Sürdürülebilir Fındık Tarımı Çalıştayı

WWF-Türkiye ve Ülker fındığın geleceği için el ele verdi
WWF-Türkiye ile Ülker, Giresun fındığının geleceği için ilk adımı attı. Başlatılan proje ile Türkiye’deki fındık üretimi sosyo-ekonomik ve ekolojik açıdan ele alınarak, fındık tarımının envanteri çıkarılacak.

Dünya fındık üretiminin yüzde 70’ini gerçekleştiren Türkiye’de fındığın sosyal ve ekonomik yönleriyle birlikte ekolojik geleceğini de içeren çalışmanın ilk adımı Giresun’da atıldı.

Ülker’in sürdürülebilirlik çalışmaları kapsamında WWF-Türkiye işbirliği ile başlatılan proje ile Türkiye’deki fındık üretimi sosyo-ekonomik ve ekolojik açıdan ele alınarak, fındık tarımının envanteri çıkarılacak ve olası çözüm önerileri üretilecek. Çalışmanın ilk adımı “Sürdürülebilir Fındık Tarımı Çalıştayı” ile Giresun’da atıldı. Fındığı üreten, işleyen, ekonomiye kazandırılmasını sağlayan taraflarla sosyo-ekonomisi ve ekolojisi ile ilgili uzmanlar bir araya geldi. Çalıştay, fındık tarımını mevcut durumu ve geleceği açısından analiz edecek. Yapılacak çalışmalar sonucunda, fındık konusunda uzun soluklu bir yol haritası oluşturulacak.  

En kaliteli fındık Giresun’da yetişiyor
Giresun, 1 milyon 177 bin dekarlık alanla ulusal fındık üretiminin yüzde 12,4’ünü gerçekleştiriyor. Fındık alanlarının yüzde 18’ine de ev sahipliği yapan Giresun, en kaliteli fındık üretiminin de gerçekleştiği yerlerin başında geliyor.  Ancak son yıllarda,  fındık tarımının ikincil gelir kaynağı olması ve yaşlanan ağaçların gençleştirilmesi için yatırımların yapılamaması gibi nedenlerle fındığın bölgede sosyal ve ekonomik yaşama katkısının azaldığı dikkat çekiyor.

Giresun, doğal yaşlı ormanları, yaban hayatı ve bitki örtüsünün zenginliği nedeniyle dünyanın biyolojik çeşitlilik açısından en önemli alanlarından Kafkasya Ekolojik Bölgesi’nde yer alıyor. Bölge aynı zamanda, fındık etrafındaki sosyal, ekonomik, ekolojik bütün dinamiklerin analiz edilebileceği ve çözümlerin geliştirilebileceği bir laboratuvar niteliği taşıyor. Fındığın karşı karşıya bulunduğu bir takım sosyo-ekonomik sorunların arka planında çevresel unsurların da yer alması, sürdürülebilirliğe daha geniş bir açıdan bakmayı gerektiriyor.

Fındığın durumu her yönüyle görülecek
Son 40 yıl içinde, insanın doğal kaynakları tüketme hızının, dünyanın kendini yenileme kapasitesinin bir buçuk katına çıktığını belirten WWF-Türkiye Doğa Koruma Direktörü Sedat Kalem, “İnsanın dünya üzerindeki ekolojik ayak izi büyüdükçe, doğanın sunduğu ürün ve hizmetleri üretecek biyolojik kapasite azalıyor. Bunun etkileri, giderek artan ormansızlaşma, çoraklaşma, kuraklık, kirlilik, verimsizlik, doğal afetler, gıda yetersizliği, türlerin yok olması şeklinde kendini gösteriyor. Araştırmalar, sosyo-ekonomi ile ekoloji arasında güçlü bir ilişkinin bulunduğunu ve uzun vadeli sosyo-ekonomik refahın ancak sağlıklı bir doğal yapıyla birlikte mümkün olabileceğini ortaya koyuyor. Bu kısır döngüden çıkış için kalkınma kavramını yeniden tanımlamamız, doğayla daha uyumlu yaşamanın yollarını bulmamız, kaynakları verimli kullanmamız ve ortak hareket etmemiz gerekiyor. Ülkemizin önde gelen özel sektör kuruluşlarından Ülker işbirliğiyle başlayan çalışma, bu gerekçeden hareketle, fındığın geleceğini sosyal ve ekonomik bakımdan olduğu kadar çevresel bakımdan da sürdürülebilir, yani doğal yaşamla uyumlu bir temele oturtmayı amaçlıyor. Çalışmamızın çıktısı, sürdürülebilirlik açısından fındığın durumunu ve çözüm önerilerini bütün yönleriyle ortaya koyan bir rapor olacak” dedi.

Tarımın geleceği önemli
Ülker’in Türkiye’nin önemli gıda hammaddesi alıcılarından biri olduğunu dile getiren Ülker Sürdürülebilirlik Komitesi Koordinatörü Begüm Mutuş, “Bu nedenle tarımın gelecek nesiller için de var olabilmesi bizim için çok önemli. Üretim yaptığımız alanlara çiftçilerimizle birlikte sahip çıkıyoruz. Bölgelerdeki yerel kalkınma projelerine destek veriyoruz. Önemli hammadde girdilerimizden buğday, fındık, kakaoya yönelik çalışmalar yürütüyoruz” dedi.

Mutuş sözlerine şöyle devam etti: “Önemli hammaddelerimizden biri fındık. Ülker olarak yılda 10 bin ton fındık alımı gerçekleştiriyoruz. Bu açıdan Türkiye’nin en büyük fındık alıcısı konumundayız. Fındığın ülkemiz ve bizim açımızdan öneminden hareketle WWF-Türkiye ile fındık tarımının devamı için el ele verdik. Fındığın sosyo-ekonomik, ekolojik açıdan inceleneceği ve çözüm önerilerinin getirileceği çalışma önceliklerimiz arasında yer alıyor”

Ülker’in geleceğe yönelik çalışmalarının fındıkla sınırlı kalmadığına işaret eden Mutuş, üretimde ana hammaddelerin başında gelen buğday ve kakao konusunda da çalışmalarının sürdüğünü hatırlattı. Buğdayın yaklaşık yüzde 80’inini iç pazardan tedarik ettiklerini kaydeden Mutuş, “Bisküvilik buğday ihtiyacından yola çıkarak Konya Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsü ile birlikte 2007 yılından beri bu konu üzerinde çalışıyoruz. Deneme üretimlerine başladık. Bu sayede, Türkiye’de ihtiyaç olan bisküvilik buğday ekimi alanları artabilecek, ülke tarımına ve ekonomiye katkı sağlanacak. Diğer taraftan yurtdışından aldığımız kakao tedarikinde ise PACTS (Kakao İzlenirliği ve Sürdürülebilirliği için Üretici Birliği) programına destek olarak çevreye duyarlı, profesyonel bir üretim zinciri oluştururken, verimin artmasına katkıda bulunuyoruz” diye konuştu.
KAYNAK: http://www.wwf.org.tr/basin_bultenleri/guncel_haberler/?5080

17 Aralık 2015 Perşembe

Giresun Adası’na Kış Turları

Giresun Adası’na Kış Turları

Giresun adasına yazın başlanan gemi turları devam edecek.

Yaz aylarında ilk kez gemi turlarının düzenlenmeye başlandığı Giresun Adası’na kış mevsiminde de turların devam edeceği belirtildi. Giresun’da ilk kez profesyonel çalışmalarla, 17 Temmuz 2015 tarihinde turizme açılan Giresun Adası kış sezonunda da turizme hizmet edecek. Giresun Adası’na kış sezonunda da tekne turları ve ada gezilerinin devam edeceğini belirten Giresun Valisi Karahan, ’’Giresun doğasıyla, kültürüyle, havasıyla, yemekleriyle çok zengin bir şehrimiz. Turizm için Giresun Adası ise bölgede farklı bir destinasyon. Adanın turizme açılmasıyla birlikte Giresun oldukça talep görmeye başlayarak konaklama, yeme-içme ve günübirlik gezilerle tur programında yerini aldı. Giresun halkının da artık görüp de gidemediği bir mekan olan Giresun Adası artık halkımız tarafından da bilinir bir duruma geldi. Bu zengin değeri sadece yaz sezonu değil kış sezonunda da havaların elverdiği şekilde yaşatmak istemekteyiz’’ dedi. Yaz sezonunda günde 6 tur yapan tekne kış sezonunda da havanın ve denizin müsait durumuna göre saat 14.00’da her gün 1 sefer Giresun Adası Gezi Turu’nu gerçekleştirecek. Limandan alınacak yolcular yine yaz sezonundaki gibi Giresun Adası gezisini de içine kapsayan programı gerçekleştirecek.
(17.12.2015)

Turizmin Gözdesi "Giresun Adası"



Turizmin Gözdesi "Giresun Adası"

Giresun Valisi Hasan Karahan, "Giresun Adası'nın turizme açılmasıyla Giresun oldukça talep görmeye başlayarak konaklama, yeme-içme ve günübirlik gezilerle tur programında yerini aldı" dedi.

ADA TURİZMİN GÖZDESİ

Giresun Valisi Hasan Karahan, "Giresun Adası'nın turizme açılmasıyla Giresun oldukça talep görmeye başlayarak konaklama, yeme-içme ve günübirlik gezilerle tur programında yerini aldı" dedi.

GİRTAB (Giresun Turizm Altyapı Hizmet Birliği) tarafından koordineyle, 17 Temmuz 2015 tarihinde turizme açılan Giresun Adası kış sezonunda da turizm hareketliliğine devam ediyor.

 Altınpost Gezi Teknesi Giresun Adası’nın turizme açılmasında önemli rol oynuyor.

Adanın turizme kazandırılmasından büyük mutluluk duyduklarını dile getiren Karahan, şöyle konuştu:

"Turizm için Giresun Adası bölgede farklı yere sahip. Adanın turizme açılmasıyla Giresun oldukça talep görmeye başlayarak konaklama, restoranları ve günübirlik gezilerle tur programında yerini aldı. Giresun halkının da artık görüp de gidemediği bir mekan olan Giresun Adası artık halkımız tarafından da bilinir bir duruma geldi. Bu zengin değeri sadece yaz sezonu değil kış sezonunda da havaların elverdiği şekilde yaşatmak istemekteyiz."

Vali Karahan, Giresun Adası'na kış aylarında havanın ve denizin müsait olduğu günlerde bir kez tekne turunun düzenleneceğini sözlerine ekledi.

Yaz sezonu süresince yaklaşık  25 bin kişinin ziyaret ettiği Giresun Adası, bölgeye gelen turistler ve yerli halk tarafından oldukça büyük beğeni topladı. Önümüzdeki sezonlarla ilgili tur programı kapsamına alınan Giresun Adasına  kış sezonunda da; tekne turları ve Ada gezileri devam edecek.

Tekne turunun Giresun için farklı bir destinasyon olduğunu belirten Vali Karahan; “Giresun doğasıyla, kültürüyle, havasıyla, yemekleriyle çok zengin bir şehrimiz. Turizm için Giresun Adası ise bölgede farklı bir destinasyon. Adanın turizme açılmasıyla birlikte Giresun oldukça talep görmeye başlayarak konaklama, yeme-içme ve günübirlik gezilerle tur programında yerini aldı. Giresun Adası artık halkımız tarafından da bilinir bir duruma geldi. Bu zengin değeri sadece yaz sezonu değil kış sezonunda da havaların elverdiği şekilde yaşatmak istemekteyiz.’’ dedi.

Yaz sezonunda günde 6 tur yapan tekne kış sezonunda da havanın ve denizin müsaitlik durumuna göre saat 14:00 de her gün  1 sefer Giresun Adası Gezi Turunu gerçekleştirecek.

Limandan alınacak yolcular yine yaz sezonundaki gibi Giresun Adası gezisini de içine kapsayan programı gerçekleştirecek. Ada içinde bulunan tarihi fıçılar, doğurganlık taşı Hamza Kaya’nın görülmesi, Kral mezarları, adayı çevreleyen surlar ve gözetleme kulelerini kapsayan programa ilave ,Teknede Balık ekmek keyfi yapabilecek ve Karadeniz üstünde keyifli bir gezi gerçekleştirebilecek.

Detaylı bilgi ve rezervasyonla ilgili 0 454 244 22 22 no’lu telefondan irtibata geçilebilir.
 (17.12.2015)

16 Aralık 2015 Çarşamba

Giresunca (Giresun Şivesi)

Giresun şivesi Türkçe'nin en saf lehçelerindendir. Diğer karadeniz ağızlarıyla benzerlikler göstermekle birlikte yörelere göre bazı farklılıklar da gösterebilir.


A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z




Giresun Aksu Festivali (Mayıs Yedisi)

Her yıl 20 Mayıs günü halk, özellikle köyden gelenler sabah erkenden yiyeceklerini alarak su kenarlarında toplanırlar. Burası bir panayır yerine dönüşür. "Mayıs 7"si insanlar için bir toplanma, buluşma günüdür. Her yıl, yılda bir kez de olsa geleneklerini yaşatmak, kültürlerini icra etmek için bir fırsattır. Oraya gelen insanlar için Mayıs 7’si dileklerinin kabul olup, belalardan ve kötülüklerden kurtulma günüdür. Bu günde insanlar o yıl için, iyi dilekler, umutlar ve güzellikler için gönüllerini açıp dilekte bulunurlar. Özellikle hastalar, dertliler, çocuğu olmayanlar, dilekleri olanlar (ev, araba v.b.) bir araya gelir."

NEDEN MAYIS YEDİSİ DENİYOR?

Mayıs 7'si adı halk takviminden gelir. Bir çok kaynakta Rumi takvimden geldiği söyleniyor, bu da doğrudur çünkü rumi takvim ile halk takvimi çakışır. Her ikisi de bugün kullandığımız miladi takvimden 13 gün geridedir. Yine yılbaşları mart ayıdır. Aralarındaki fark aylara verilen adlardır.

Rumi takvim Tanzimat'tan (3 kasım 1839), 26 Aralık 1925'e kadar kullanıldı ve bu tarihten itibaren miladi takvime geçildi.

Rumi takvimdeki aylar: Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Teşrin-i evvel, Teşrin-i sani, Kanun-i evvel, Kanun-i sani, Şubat adlarını alır.

Halk takvimleri ise ay adlarını genellikle günlük yaşam ve üretimden alır. Kültür bakanlığı Giresun'da kullanılan halk takvimini diğer yöredekilerden ayırmaktadır.

Giresun halk takviminde aylar: Mart, Abrul, Mayıs, Kiraz, Orak, Ağustos (Harman), Üzüm, Gazel (avara), Koç (koç katımı), Karakış, Zemheri, Gücük (Küçük) adını alır.

Buna göre yerel takvimdeki Mayıs 7'si, Miladi 20 Mayısla aynı gündür ve "Mayıs Yedisi" adı buradan gelir.

MAYIS YEDİSİNDE YAPILAN TÖRENLER

Mayıs yedisi hazırlıklar günler önceden başlar. Yiyecekler hazırlanır, en güzel giysiler giyilir. Çocuklar çok önceden harçlıklarını biriktirir. Köyleri bir heyecan sarar. Sabah erkenden yola çıkılarak su kenarlarında toplanılır. Mayıs 7'si törenleri 3 ana bölümden oluşur.

1. SACAYAKTAN GEÇME

Soyun sürdürülmesi kültürüne dayanan bu gelenekte çocuğu olmayanlar dilekte bulunarak 3 kez sacayaktan (sacayaklar içinden insan geçecek kadar büyüktür) geçerler. Sacayak ana rahminin simgesidir. Yaşam doğumdur, doğum kadınla gerçekleşir ve kadın üremenin sembolüdür.

Toprakta kadın gibidir, doğurgandır, üretkendir. Toprak baharda canlanır. Bu nedenle de kadının doğurganlığı ile toprağın üretkenliği aynı şeylerdir. Çocuğu olmayanlar ana rahminin, soyun sürdürülmesinin simgesi durumunda olan sacayaktan geçerek dilekte bulunurlar.

2. DERE TAŞLAMA

Dilek tutularak 7 çift, 1 tek taş suya (genellikle dereye) atılır. 7 kutsal bir rakamdır. (Eski Türk destanlarında bazı sayıların özel bir yeri ve önemi vardır. Bu sayılar: 1, 3, 7, 9 ve 40'tır.) Tek taş ise dileğin yerini bulması için atılan sonuncu taştır.

İnsanlar doğanın canlanmasıyla; suyun belayı, kötülükleri alıp götüreceği inancıyla veya dileklerinin olacağı düşüncesiyle dereyi taşlarlar. Bu taşlama uğur amacıyla yapılır.

3. YEDİ DALGADAN ATLAMA

İnsanlar kayıklara, motorlara binerek denize açılırlar. Denizde bir noktadan başlanıp daire çizilerek yine aynı noktaya gelinir. Bu tören Giresun'da Giresun Adası etrafında dönerek gerçekleşir. Ada turu Hamza Taşı önünde başlar ve yine burada son bulur. Ordu'da başlangıç ve bitiş noktası delikli taştır. Diğer yörelerde ise önceden de belirttiğimiz gibi bir noktadan başlanıp denizde daire çizilir.

Bu törenin amacı kazanın, belanın, kötülüklerin denize atılmasıdır. Denizde "kazam, belam denize" denilerek dilekte bulunulur.

TARİHÇESİ

Mayıs Yedisinin tarihi hakkında kesin bilgiler yoktur. Konuyla ilgili bir çok efsane anlatılmaktadır. Bölgede Mayıs 7'sinin 4000 yıldır kutlandığı söylenmektedir.

Mayıs 7'si Vakfıkebir'den Termeye kadar uzanan sahil şeridinde kutlanır. Kökeni Orta Asya'ya dayanır. Anadolu'nun fethi sırasında yöreye yerleşen Çepni Türkleri tarafından günümüze taşınmıştır. Çepniler 1300'lü yılların başlarında bölgeye geldiler. Hacı Emiroğulları beyliğini kurdular. 1403'te Süleyman Bey zamanında beyliğin sınırları Vakfıkebir'den Terme'ye, güneyde ise Kürtün-Niksar hattına kadar uzanıyordu. Hacı Emiroğulları beyliğinin sahildeki sınırları ile Mayıs 7'si kutlanan yerler çakışmaktadır.

Mayıs 7'si kutlamaları ilkbahar sonunda yaylalara çıkma zamanının geldiğini bildiren bir gelenektir. Yaylaya gidecek olanlar bu günde sahile iner, büyükbaş hayvanlarını denizde yıkar. Bahara veda eğlencelerini yapar, dileklerde bulunur ve yaylalara çıkarlar. (Bu gelenek Beşikdüzü, Şalpazarı, Eynesil v.b. yöresinde yaygındır.)

Diğer iki efsaneyi de aktaralım:

"Dört bin yıllık geçmişin kültür mirası olarak gelen törenlerin temelinde, Hitit Tanrıçası Kybele ile Anadolu mitoloji tanrılarına Priados adına düzenlenen bahar, bereket ve döllenme törenleri yatar. Bu törenler ve eğlenceler aracılığı ile Hitit kültürünün zamanla Roma'ya geçtiği ve orada Bachüs şenliklerine esin kaynağı olduğu söylenir."

"Düzenlenen törenlerin Amazonlarla da ilgili olduğu öne sürülmektedir. Efsaneye göre Amazonlar üs olarak kullandıkları Giresun Adasından anaerkilliğin savaşçı şeklini gerçekleştirerek kendi toplumlarında erkeğe yalnızca nesillerini sürdürmek için yer verirlerdi. Çiftleşmek için yılda bir kez erkeklerle bir araya gelirler, doğan çocuklar erkek olursa öldürülür yada babalarına gönderilirlerdi. Mayıs 7'si Amazonların Giresun Adasını terk edip yöre erkekleri ile bir araya geldikleri gündür. Kocalarının kendilerini aldatmalarına dayanamayan yöre kadınları Amazonları lanetler, denizi taşlar, Giresun Adasından gelen kötülükleri kovmaya çalışırlardı."

ULUSLARARASI GİRESUN AKSU FESTİVALİ

Giresun'da Mayıs 7'si törenleri Aksu deresinin denize döküldüğü alanda yapılmaktadır. "Mayıs Yedisi" adıyla sürdürülen törenler, 1977 yılında alınan bir kararla "Aksu Şenlikleri" olarak değiştirildi. 1984 yılında "Giresun Aksu Kültür ve Sanat Festivali" adıyla şenlikler ulusal bir anlam kazandı. 1992 yılından itibaren daha geniş kitlelerle sosyal ve kültürel ilişkilerin sağlanması ve sürdürülmesi amacıyla "Uluslararası Karadeniz Giresun Aksu Festivali" adıyla düzenlenmeye başlandı.

15 Aralık 2015 Salı

Giresunca (Giresun Şivesi) Z

Z
ZaarKöpekZıpkaYöresel pantolon
ZabaccakYarın sabah, ertesi günZırlamaGereksiz konuşma. Gürültü
ZabaddakSabahtan erkendenZırvaBoş laf, söz
ZahraDeğirmene giden öğütülecek mısırZırvalamakDağıtma. Saçmalama, tutarsız konuşma
ZaraTahıl, mısır, buğdayZırzırSürekli gereksiz konuşma
ZatenHalbukiZırzopDelidolu
ZatiberiEskiden beriZıtTers
ZebelemekAyağı dolaşmakZıtlıkTerslik
ZebilFazla, çokZibçikZurnanın ötürülen kısmı. Düdük
ZeğetcekAkşama doğruZifirSigara dumanı, nikotin
ZeğeleAkşamüstüZilBeşiğe takılan küçük yuvarlak çan
ZeklenmeKonuşarak alay etmekZilliKavgacı kadın
ZelleYarın sabahZilzurnaSarhoş
ZembelekYayZivzikKüçük. Küçük fare
ZembilKıldan dokunan sırt çantası. Askı. ZincirZolluİyi, çok güzel
ZemheriOcak ayıZorluGüçlü kuvvetli
ZıbaddatmaKıvrılıp yatmakZoteSaklambaç oyunu
ZıbarmakÖlmek. BayılmakZuğurMeydana gelme
Zıbıç, zıbçıkSebze - meyve sapıZumbukYumruk
ZıkkımZehirZübükYalancı, dolandırıcı
Zıkkımın kökünü yeZehirlen (beddua)ZülüfKulak yanı saçlar. Favori
Zıldırın zaarıÇok gezen, gezmekZüğriyetNesil, kök, secere, soyağacı
ZınnıkÇok az, zerre kadarZüğülÖzürlü olan, sakat